Site İçi Arama

Hipofiz Bezi ve Tümörleri

Hipofiz bezi beynın tabanında sella tursika denilen kemik oyuk içine yerleşmiş bir 1 cm den küşük bir bezdir. Bütün hormonların organizasyonunu yaptığı için orkestraşefi gibidir. Ağrılığı 1 gr’dan az olup böbrek şeklindedir.

Fonksiyon olarak değerlendirilirse evdeki temostata benzer yani evin ısısnı ölçer ve bunu değerledirip isetenilen değerden fazla ise ısıtıcıyı kapatmasına azsa açmasına benzer. Hipofiz bezi de vücuttaki hormon ve fonksiyonları ölçer ve değerlendirir ve salğıladığı maddelerle vücudun işleyişini düzenler. Ideal termostat ayarı aktivite seviyesi, cins, vücut tüketimi gibi birçok faktöre bağlıdır. Hipofiz bezi aşağıdakilerin kontrol ve koordinasyonunu sağlar

  1. Büyüme ve gelişme
  2. Bazı organların fonksiyonu (böbrek, meme ve uterus)
  3. Diğer bezlerin fonksiyonu (tiroid, testis ve uterus, böbrek üstü bezi gibi)

Hipofiz anatomi ve fonksiyonları

Hipofiz bezinin iki ayrı bölümü vardır: anterior hipofiz, ön kısımdaki bölümdür. Posterior hipofiz arkadaki kısımdır. Her bölümünde değişik hormonlar salgılayan hücreler vardır. Anterior hipofiz farinks denilen (ağızın üst kısmı) kısımla aynı dokudan yapılmıştır. Posterior hipofiz beynin tabanından gelişmiştir ve hipotalamusun uzanısıdır bu nedenle bu bölüme nöro hipofiz denilir. Hipofiz bezi bir sap ile ipotalamusa başlantılıdır. Hipotalamus ile hipofiz nöroendokrin sistemi yaparlar.
Anterior hipofiz hipofiz bezinin % 80 kadarını yapar ve anterior ve intermediate bölümleri vardır. Anterior kısım bir çok hormonun kontrolünü yapar. Posterior hipofiz hayatın erken döneminde gelişir ve kendisi herhangi bir hormon üretmez. Hipotalamusdan gelen nöron uzantılarının sonlandığı bölgedir. Bu nöronlar vazopresin ve oksitosin denilen hormonları üretirler, burada depolanıp gerektiğinde kan dolaşımına salınırlar.

Hipotalamus ve hipofiz birlikte öalışarak günlük ritmi sağlayıp büyüme gelişme ve üreme üzerinde etki yaparlar. Hipotalamus salgıladığı hormonlarla hipofizin salgıladığı hormonları kontrol eder. Hipofizin salgıladığı hormonlar;

ACTH (adenokortikotrop hormon)-  ACTH böbreküstü bezinden kortizol ve aldesteron salınmasını kontrol eder. Bu hormonlar karbohidrat/protein metabolizması ve sodyum/su balansını kontrol eder.

Growth Hormon (GH) (büyüme hormonu) – metabolizma ve büyümeyi kontrol eder.

Lüteinize edici hormon (LH) ve follükül stimüle edici hormon (FSH) – bu hormonlar seks hormonlarının salınımını kontrol eder (östrojen ve testesteron)
Melanosit-stimüle edici hormon (MSH) – MSH melaninin üretimini kontrol eder, bu koyu renkli pigment melanosit denilen ciltteki hücrelerden salgılanır. Melanin artması kişinin bronzlaşmasına ve koyulaşmasına neden olur.
Prolaktin (PRL) - bu hormon meme sütünün salınmasına neden olur. Aynı zamanda hamile kalmayı engeller.

Tiroid stimüle edici hormon (TSH) – TSH tiroid bezini uyararak tiroid hormon salınımını artırır. Tiroid hormonları, bazal metabolizma hızını kontrol eder ve büyüme ve maturasyonda önemli bir rol oynar. Tiroid hormonları vücuttaki her organı etkiler.

Vazopressin, antidiüretik hormon da denir (ADH) – bu hormon vücutta su tutulumunu sağlar.

Hipofiz adenomları

Gliomlar, meningiomlar ve scwannomalardan sonra en sık rastlanılan 4. Beyin tümörüdür. Hipofiz adenomlarının büyük bir kısmı beningdir (yani iyi huyludur) ve yavaş büyür. Malign olsada vücudun başka yerine yayılım göstermezler. Adenomlar hipofizdeki en sık rastlanılan lezyonlardır. Çocuklarda da teşhis edilse de genellikle 30’lu 40’lı yaşlarda teşhis edilir. Hipofiz tümörleri büyüklük ve fonksiyon olarak değişik şekillerde olabilir. Hormon salğılayan tümörlere fonksiyonel hipofiz adenomları denirken, hormon salgılamayanlarına nonfonksiyone adenom denilir.

Şikayet ve bulgular

10 mm’den küçük olan adenomlara mikroadenom denir ve sıklıkla anterior hipofiz hormonlarını salgılarlar. Daha küçük fonksiyonel adenomlar erkenden tespit edilir çünkü hormonlardaki anormal artış vücutta değişikliğe neden olur. Hipofiz adenomlarının % 50 kadarı 5 mm den küçük ebatta yakalanır. 10 mm’den büyük olan adenomlara makroadenom denilir ve genellikle hormon salgılamayan nonfonksiyone adenomdur. Bu tümörler genelikle etraf dokulara bası yaparak bulgu verirler.
Hipofiz tümorleri genelikle hormon fonksiyon bozukluğu sonucunda ortaya çıkar. Hormonal dengesizlik dogurganlığı, menstrüel siklusu, sıcak soğuk toleransını ve dolayısıyla cilt ve vücudu etkiler.

Hipofiz bezinin stratejik lokalizasyonda olması nedeniyle etraf dokulara bası yapar burada en yakın olan optik sinir ve kiazma bası yaparak görmenin azalması ve özellikle her iki gözün dış kısmıda görme kaybına (at gözlüğünden bakma) neden olur.
Aşağıdaki bulgulardan üç yada daha fazlası varsa hipofiz adenomunu düşündürür.

  1. görme problemleri (bulanık yada çift görme, göz kapağının düşmesi)
  2. alında başağrısı
  3. bulantı kusma
  4. koku hissinin bozulması
  5. seksüel fonksiyon bozukluğu
  6. depresyon
  7. halsizlik
  8. kısırlık
  9. büyüme problemleri
  10. osteoporoz
  11. açıklanamayan kilo alımı
  12. açıklanamayan kilo kaybı
  13. cildin çabuk morarması
  14. eklem ağrıları
  15. karpal tünel sendromu
  16. adet düzensizliği
  17. erken menapoz
  18. kas güçsüzlüğü
  19. galaktore ( çocuk emzirme döneminde olmadan memeden süt gelmesi)

Teşhis

Hipofiz adenomundan şüphe edildiğinde beyin cerrahı tarafından muayene uygun olur özellikle periferal görme kaybı için görme alanı muayenesi önemlidir. Kanda ve gerekirse idrarda hormon düzeyleri ile kontrastlı ve kontrastsız hipofiz MR tetkiki ve bilgisayarlı görme alanı tetkiki yapılmalıdır.

Tedavi

Erken teşhis ve tedavi hem komplikasyonların engellenmesi hemde tam tedavinin yapılabilmesi için önemlidir. Tedavide üç çeşit yöntem uygulanmaktadır cerrahi olarak çıkarma, radyasyon tedavisi, ve tıbbi tedavi.

Cerrahi

  1. Transsfenoidal tedavi son zamanlarda sadece burun deliğinden girilerek yapılaı buna transnazal transsfenoidal cerrahi denilir hastanın burnu müsait değilse yada çocuk ise üst dudak altında transsfenoidal cerrahi yapılabilir. Bu yöntem ile hastanın hastanede kalış süresi kısalır.
  2. Transkranial denilen yöntem özellikel büyük tümörlerde uygulanabilir. Burada kafa derisinde bir kesi yapılıp kemik pencere açılarak hipofiz bezine ulaşılır.

Bazı uygun vakalarında endoskopik teknikde kullanılabilir.

Radyasyon tedavisi

Radyasyon tedavisi yüksek enerjilli x ışını kullanılarak yapılır, anormal tümör hücrelerini öldürmek amaçtır. Radyasyon tedavisi, cerrahi ve tıbbi olarak yeterli tedavi edilemeyen vakalar için uygulanmalıdır. Ilk tedavi olarak radyasyon tedavisi uygulanmasu uygun değildir.

  1. Standart eksternal radyoterapi  geniş bir alandan ışın verilmesi şekline yapılmaktadır. Lokalize ışın geniş olarak verildiğinden diğer beyin yapılarıda etkilenmektedir.
  2. Proton ışın tedavisi burada proton ile radyasyon tedavisi yapılmaktadır. Burada avantaj etraf dokulara daha az hasar vermektedir.
  3. Stereotaktik radyocerrahi (gamma knife, Cyber Knife yada LINAC) burada birçok noktadan hedeflenen hipofiz adenomuna ışın vermek yöntemi uygulanır. Burada adenomun etrafındaki normal dokulara en az zarar verimektedir.

Tıbbi Tedavi

Prolaktinoma en sık görülen hormon salgılayan hipofiz adenomudur. Prolaktinomada ilk uygulanan tedavi tıbbi tedavidir. Yaklaşık % 80 kadar hasta dopamin agonistleri ile tedavi edilebilir. En sık kullanılan bromokriptin ve cabergolindir. Genellikle tümör boyutunda belli oranda küçülmeler görülür, hastanın başağrısı ve görme bozukluğu düzelebilir.

Cabergolin (dostineks) hem kullanım kolaylığı hemde bromokriptine göre az yan etki nedeniyle tercih edilen ilaçtır.
Mikroadenomlu hastalarda son yayınlarda ilaç tedavisinden önce cerrahi yapılabileceği yada cerrahi yapılmasına rağmen prolaktin düzeyi yüksek ise dopamin agonistleri kullanılabilir. Bazı hakimler mikroadenomda olsa önce dopamin agonisti kullanmaya başlamaktadır. 6 ay ilaç kullandıktan sonra herhangi bir etki yoksa cerrahi yapılmasıda bir diğer uygulamadır
GH salgılayan adenomlarda ilaç olarak somatostatin anoloğu kullanılabilir. Somatostatin hormon olup büyüme hormonunun salınımını bloke eder.

 

Bu yazıdaki bilgiler genel bilgi vermek amacı ile hazırlanmış olup bir doktordan alınan bilgilerin yerine kullanılamaz.

© Buradaki bilgilerin herhangi bölümü veya tamamı Prof. Dr Ersin Erdoğan’ın müsaadesi olmadan kullanılamaz veya çoğaltılamaz